Popüler Yayınlar

26 Mayıs 2011 Perşembe

*** GÖNÜLÇELEN ŞANLIURFA ***

BALIKLI GÖL (Halil-Ür Rahman Gölü)
Kale yamacının dibindeki düzlükte kaynayan bol ve bereketli su, tarih boyunca kutsal sayılmıştır. Çevresindeki dini yapılar kompleksiyle, bugün de, huşu duygusu uyandırır.
Parkın odak noktası Hazreti İbrahim Havuzu, veya Balıklıgöl'dür. Bunun yakınında asırlık ağaçlarla gölgeli Ayn Zeliha Havuzu yer alır.
İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol"' emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür.. Hz İbrahim hakkında geniş bilgi için;
HZ. İBRAHİM


Urfa yolculuğunda, öncelikle kentin modern yüzü karşılıyor sizi. Yol boyunca yeni inşa edilmiş sitelerin, alışveriş merkezlerinin yanından geçerek, şehrin merkezine ulaşıyorsunuz...
  

Urfa Kalesinden Mevlid-i Halil Camii...
Urfa’nın ziyaretçileri, geleneksel mimari tarzda Urfa taşından inşa edilmiş yapıların yer aldığı eski kentin olduğu bölüme geldikleri andan itibaren bambaşka bir dünyaya adım atıklarını fark ederler.
Peygamberler şehri, enbiya ve evliya ocağı Urfa’nın; zahiri ve batıni (açık ve gizli), dünyevi ve ruhani olmak üzere iki yüzü, iki dünyası bulunuyor. Kale, Hz İbrahim’in doğup yaşadığı düşünülen mağara, Dergah Camii ile arkasındaki tarihi çarşı, şehrin ruhani yanını sergiler. Urfalı şair Fanayi, Mevlid-i Halil Camii kitabelerinden birine şunları yazmış:

“Bu Urfa, Allah’ın hayırlı yarattığı şehirlerden olan Urfa’dır. Burası tatlı mucizevi suyun aktığı peygamberler makamıdır. Burası Hicaz ve Kudüs’ten sonra bütün makamlardan daha yücedir. Letafet ve serefle gönül çekici bir şehirdir bu. Peygamberler atası İbrahim Halilullah’ın makamıdır. Allah dostu İbrahim Halil Peygamber’e ateşi serin ve selamet eden Urfa’dır.” 


Balıklı gölün kenarını süsleyen Rızvaniye Camii ve eklentileri 1736 tarihli olup Osmanlı valisi Rıdvan Paşa'nın eseridir...


AYN ZELİHA HAVUZU…
Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Ayn zeliha gölü oluşmuştur... 


Balıklıgöl’ü (Halil-Ür Rahman Gölü) ziyaret edenlerin ilk işi, çocukların sattığı balık yemlerinden alıp balıklara atmak oluyor. Kutsal olduğuna inanılan bu balıklar görünenden çok daha büyük bir alanda yaşıyorlar. Çünkü, parkın altı su kanalları ve göletlerle dolu. Güzel havalarda Urfalılar, bu parkta piknik yapıp, çocuklarıyla açık havanın keyfini çıkarıyorlar. Burada çok kültürlülük çok renklilik egemen; Arapça, Ermenice, Süryanice, Türkçe ve Kürtçe dilleri birbirine karışıyor...


Her iki havuzda yaşayan onbinlerce sazan balığı yerel halk tarafından kutsal sayılır. Ziyaretçiler balıkları besler. Dokunanın, yiyenin, yemeye teşebbüs edenin çarpılacağına inanılır... 


Havuzdan yönümüzü kaleye döndüğümüzde Hz. İbrahim ve Zeliha'nın mancınıkla ateşe atıldığı sütunları görüyoruz.. 


URFA ADI VE NEMRUT EFSANESİ..
Urfa’da, yüzyıllar önce; Nemrut isminde bir hükümdar yaşarmış. Nemrut; çok zalim ve Allah’a isyan eden biriymiş. Allah; Nemrut’un zayıf bir kul olduğunu göstermek için, en aciz mahluklardan sivrisinekleri kendisine göndereceğini bildirir. Nemrut; harp etmek için ordusuyla karşı çıksa da, sivrisinekler asker ve hayvanların; göz, kulak ve burunlarına girerek, hepsini püskürtür. Nemrut: kendisini odasına zor atar ve kapıyı, bacayı ve bütün delikleri kapatarak saklanır. Topal bir sivrisineğin, Allah’a "Yarabbi, ben gazaya yetişemedim, topallığım mani oldu" diyerek yalvarması üzerine, Allah da, ona "Seni de Nemrut’un helakine memur ettim, git onu bul ve helak et" diye emir buyurur.

Bu topal sivrisinek, Nemrut’u bulur ve odasının anahtar deliğinden girerek saldırır. Nemrut’un, burnundan girer, beynini kemirmeye başlar. Nemrut; başının ağrısından kurtulmak için, türlü çarelere başvurur. Ama, kurtulamaz. Bunun üzerine; keçeden yaptırdığı tokmaklarla, başına vurdurmaya başlar. Bu tokmaklar; ızdırabını gideremeyince, tahta tokmaklarla vurmalarını emreder. Nemrut’un kafasına tokmakla vuruldukça, Nemrut “Vurha, Vuhra” diyerek can verir. Nemrut’un bu bağırmalarından dolayı, memleketin adına “Urfa” denildiği söylenir...


Balıklıgöl'ün yanında yer alan Hotel El-Ruha
"Geleneksel Urfa Mimarisi" tarzında Urfa taşından yapılan otel, taş bezemelerinin yanı sıra,  konumu ve mimarisiyle saray görünümündedir.  Bu otel mimari tarzıyla Urfaya yakışmış... 


Mevlid-i Halil Camii'nin arkasındaki tarihi mezarlık.. Urfanın üzerine güneş batarken tarihi mezar taşlarındaki renk cümbüşü etkileyici… 


YENİ MEVLİD-İ HALİL CAMİİ...
Hz. İbrahim, Mevlid-i Halil Cami avlusunun güneyinde bulunan mağarada doğmuştur. Rivayete göre devrin hükümdarı Nemrut, bir rüya görür. Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır. Müneccimlerin "Bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecektir" demesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini ister. Sarayın putçusu Azer'in hanımı bu mağarada gizlice Hz. İbrahim'i dünyaya getirir. Hz. İbrahim 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. Hz. İbrahim'in doğduğu mağaranın içerisinde bulunan suyun, şifalı olduğuna ve bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılır. 






Güvercinler insanoğlu varolduğundan bu yana hep savaş karşıtlarınca barışın simgesi olarak görüldüler, bilindiler. Barış yanlısı eller belki de milyonlarca kez onları gökyüzüne gülümseyerek saldı. Güvercinler.. Bu sevimli yaratıkların Şanlıurfa'da konumu ve kimliği ne yazık ki o barış sembolü olmaktan çok uzak. Çünkü onlar birer savaşçı. Kentin özellikle mistik yapısını yansıtan Haşimiye, Eyyübiye, Yakubiye ve Süleymaniye semtlerinde yaklaşık 500 evde on bin kadar cins güvercin gün gelip de savaşsınlar, sahiplerine ganimet getirip para kazandırsınlar diye besleniyor... 




YEMEK MOLASI
Balıklı Göl etrafındaki gezintiden yorulanlar, genellikle Urfa Kalesi’nin yamacındaki, müthiş manzaralı kebapçılardan birinde mola veriyorlar. Urfa Kebabı, Frenkli (domestesli) kebap, çiğ köfte, haş haş kebabı ve masluka, tadına bakılması gerekli lezzetler arasında yer alıyor. Yemek molasının ardından görülmesi gereken yerlerin başında Urfa Kalesi geliyor. Uzaktan bakıldığında, gayet heybetli bir görünümü olan Kale’nin doğu, batı ve güney yanları, kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili...



Urfa kebabı yağı ve sinirleri el ile ayıklanmış, "Kıvırcık" tabir edilen kuzunun etinden hazırlanır. Dana ve kuyruk yağı katkı olmaksızın el ile kıyma haline getirilen kuzu eti, yuvarlak şişe saplanarak kömür ateşinde pişirilir. Yanında taze soğan ve maydanozla servis edilir.. Urfa kebabı sadece kuzu etinden yapılmaktadır, dana eti, iç yağ ve kuyruk yağı karıştırılmadığı için kalp ve tansiyon hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği mükemmel bir lezzettir... 










Hz. İbrahim ateşe atıldığı sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir.. O günden bu güne Urfa'yı her ziyaret eden bu serinliği hisseder...

10 yorum:

Derya Kuzusu dedi ki...

Okuduğum bilgiler, inanılmaz ilginç ve merak uyandırıcı oldu benim için, kulaktan dolma, yarım yamalak bilgilere sahiptim. Bu Urfa postuyla çok zaman önce tanıdığım Urfalı iş verenimi hatırlayıp bolca kulaklarını da çınlattım. Esprili, insaniyetli ve çok anlayışlı insanlardı en çok da şivelerini severdim. Teşekkür ederim hem bilgilendim hemde anılarımı hatırladım :)

Sıradan bir balık dedi ki...

Urfanın etrafı dumanlı dağlar, aman aman...

diyerek başladım izlemeye.
Resimler çok güzel, bilgiler doyurucu, geriye bilet alıp gitmek kaldı.
Sayenizde gitmem gereken yerlerin listesi uzamaya devam ediyor.:)

PINAR dedi ki...

Ellerinize sağlık, fotoğraflar hemen Urfa'ya gitme isteği doğuruyor.
Sevgilerimle

mndlna dedi ki...

Ne kadar da güzel anlatıyorsun ve fotoğraflıyorsun :D Teşekkür ederim :D

didem dedi ki...

Yine harika bir post! Sehre Urfa ismi verilisinin hikayesini de ogrendim sayende. Urfa deyince aklima Balikli gol, tarihi binalar ve kebap geliyor. Sehir hakikaten umdugumdan cok daha modern gorunuslu imis. Hele otel cok sik. Mimari harikasi. Sevgiler.

Lô - Lâ dedi ki...

güzelmis ..
not edeyim, bir ara yolum düzerse ugrayayim ..

Lô - Lâ dedi ki...

düzeltme; *düserse olacakti ..

bu arada 'sillik' tatlisina da çok güldüm .. güzel : )

resimlerde bir baska güzel ..

Yaşam Oyunu dedi ki...

Emeğinize sağlık.. Çok başarılı fotoğraflar..
Yanınızda birlikte gezer gibi yansıtmışsınız.. teşekkürler..

Gezi/yorum... dedi ki...

@Derya kuzusu; Urfaya yarım gün yetmedi yettiği kadar gördüklerimi paylaştım, beğenin için teşekkürler Derya kuzusu..
@Sıradan bir balık; teşekkürler, gitmeye değer yerlerden biri emin olabilirsin. :)
@Pınar; Tesekkürler beğenin için evet kesinlikle bi an önce gitmeli..
@mndlna; Beğenin için teşekkürler :)
@Didem; bir yöreyi gezince insan ne çok şey öğreniyor.. otele bende bayıldım :)
@Lo La; tesekkürler beğenin için yolunu bir şekilde düşürmelisin urfaya :)
@Yaşam oyunu; Rica ederim, beğeniniz için teşekkürler..

Adsız dedi ki...

Merhabalr , keşke Urfa'ya gitmeden önce bloğunuzu okumuş olsaydım.. ve fotoğrafları görebilseydim..hem sizin bakış açınızdan hem kendi bakışımla fotoğraflar alabilme imkanım olurdu.. çok güzel kareler yakalamışsınız..tebrikler..